Edinburgh’ta Mutlaka Görülmesi Gereken 10 Yer

İskoçya'nın 1437’den bu yana başkenti olan Edinburgh, Glasgow'dan sonra ülkenin ikinci büyük kenti. Ülkenin doğusunda yer alan ve Avrupa'nın en güzel kentlerinden biri olarak kabul edilen Edinburgh, Orta Çağ ve Georgian dönemlerine ait mimarisine sahip Old Town ve New Town bölgeleriyle UNESCO’nun Dünya Miras Listesi'nde bulunuyor. 10 gün boyunca Avrupa Rüyası'nın Büyük Britanya turu ile ziyaret edebileceğiniz 15 şehirden biri olan Edinburgh, deniz manzaralı kayalıkların tepesindeki muazzam manzarası, pitoresk kasabaları, tarihi dokuları ve sımsıcak kültürüyle keşfedilmeyi bekleyen harika bir şehir.

Edinburgh Kalesi

Edinburgh’un sembolü, İskoç kral ve kraliçelerinin yüzyıllar boyunca evi olan Edinburgh Kalesi, kraliyetin yeni krallarının doğduğu, orta çağ vahşetinin ve kanlı kuşatmaların yaşandığı bir yapı. Günümüzde pek çok farklı yapıyı içerisinde barındıran bir kompleks olan yapı, 12.yüzyıla ait askeri garnizon olarak kullanıldığı son dönemlerden sağ çıkmayı başarabilmiş. En azından bir gününüzün büyük bir kısmını ayırmanızı hak eden Edinburgh Kalesi, muhteşem bir manzaraya, çok derin bir tarihe, nefes kesen İskoç mücevherlerine sahip.

İskoçya Ulusal Savaş Anıtı

Edinburgh Kalesi’nin duvarında I. Dünya Savaşı’nda 149 bin, II. Dünya Savaşı’nda 58 bin ve İngiltere’ye karşı verilen savaşlarda hayatını kaybeden İskoç askerlerinin anısı bulunuyor.

İskoçya Ulusal Müzesi

İskoçya Ulusal Müzesi’nde tüm İskoçya’nın toplamından çok daha fazla tarihi eser yer alıyor. Oldukça başarılı şekilde sergilenerek İskoç tarihini muhteşem bir şekilde yansıtan müzenin bir kısmında dinozor iskeletlerinden Mısır mumyalarına dek birçok tarihi eser sergileniyor. Diğer kısımda ise Roma İmparatorluğu ve Viking dönemine ait İskoç tarihi, cadıların yakıldığı, klanların katledildiği zamanları, İskoçya’nın bağımsızlığını kazanışı, endüstri devrimi gibi önemli tarihi olaylar konu alınıyor.

Lady Stair’s House’daki Yazarlar Müzesi

1622’de inşa edilen Lady Stair’s House’daki Yazarlar Müzesi’nin her bir köşesi İskoçya’nın en meşhur yazarlarının eşyalarını sergiliyor. Robert Burns, Robert Louis Stevenson ve Sir Walter Scott bunlardan bazıları. Eğer Scott’un piposunu, Burns’ün tütün tabakasını görmek istiyorsanız burayı çok seveceksiniz!

Scott Anıtı

Scott 1832’de öldüğünde “İskoçya hiç kimseye ona olduğu kadar borçlu olmadı” dendi. 60 metrelik devasa mermer Scott ve en sevdiği hayvanının heykeli görenleri çok etkiliyor. Çevresinde ise 16 büyük İskoç şairin ve onların kitaplarından alınan 64 karakterin büstleri bulunuyor. Dar ve dönemeçli bir merdiven ile 287 basamağı çıktığınızda şehrin çok güzel bir manzarasına şahit olabilirsiniz.

St. Giles Katedrali

İskoçya’nın tartışmasız en önemli kilisesi olan St. Giles Katedrali, gökyüzüne yükselen 1495 yapımı kubbesiyle Edinburgh semalarının en görkemli görüntüsüne sahip. Muhteşem iç tasarımında 200 anıtın bulunduğu St. Giles Katedrali, barındırdığı kilise orgu ile verilen resitaller nedeniyle, çok yoğun bir programa sahip.

İskoç Viskisi Deneyimi

Üzerinde “Malt Disney” yazan bir varil içerisinde gezerek İskoç viskisinin ülkenin dört bir yanında nasıl üretildiğini öğrenmek istemez miydiniz? Eğlenceli ve fazlasıyla bilgi verici bir tur olan İskoç Viskisi Deneyimi, “İskoç ateş suyu” turu adı altında 50 dakika sürüyor, üstelik içinde bol viski tadımı da oluyor. Tur sonunda kendinizi birbirinden garip şişelerde duran İskoç viskileriyle dolu bir barda buluyorsunuz!

Cadenhead Viski Dükkânı

1842’de açılan ve turistik bir yer olmayan Cadenhead Viski Dükkânı, en iyi viskiyi direkt damıtma tesislerinden şişeleyerek kaliteden ödün vermiyor. Toplu üretimin tüm maddi avantajlarını elinin tersiyle iten mekânın çalışanları işlemi biraz karmaşık olan viski kültürünü tattırarak anlatıyor ve size en uygun viskiyi seçmeniz için yardımcı oluyor.

Kraliyet Yatı Britannia

Edinburgh’un Leith Limanı’nda emekliliğe ayrılan Kraliyet Yatı Britannia isimli müthiş yat, tam 40 yıl boyunca İngiltere kraliyet ailesini 900 yolculuğa çıkardı. 1997’de ise müzeye dönüştürülen Britannia, halka açılarak meraklılarını misafir etmeye başladı. Güvertelerden makine ve çizim odalarına dek dört bir yanını görüp 20.yüzyılda kraliyet zengini olmanın nasıl bir duygu olduğunu hissetmenizi sağlıyor.

İskoçya Parlamento Binası

Yenilikçi, insanlara yönelik bir bina görmek ve İskoç parlamentosunun nasıl çalıştığını öğrenmek istiyorsanız güvenliği geçtikten sonra kendinizi ziyaretçi masasında bulacaksınız. İskoçya Parlamento Binası’nın halka açık olan kısımlarında bulunabilir, parlamentonun tarihi ve çalışma şekli hakkında çok güzel bir sergiye katılabilirsiniz.

İlginç, renkli ve dolu dolu bir kenti görmek istiyorsanız Edinburgh’un sizi ikna etmesi zor olmayacak. Uçurumların gölgesinde kalmış yapılar ve anıtlarla dolu bir kent olan Edinburgh’u Avrupa Rüyası ile gezmenin keyfini çıkarın!

YORUMLAR

  • Henüz yorum yok.

YORUM YAP